HER SAYFA YENİLENMESİNDE BAŞLIK LOGOSU DEĞİŞMEKTEDİR.
Yazlık Köyü (Livera) >>>
YAZAN İSMAİL KÖSE
 
YAZLIK KÖYÜ İLE BAĞLANTILI ANTİK TİCARET YOLLARI
   
Yazan İsmail KÖSE  
İsmail KÖSE
Trabzon ile Gümüşhane arasında, Karadeniz’deki en yüksek zirve olan Kaçkar-Verçenik dağ silsilesinin devamı olan Zigana ve Soğanlı dağları bulunur. Zigana dağları aynı zamanda MÖ. 4. yy’da Onbinlerin dönüş yolunda kullandığı güzergahtır. Onbinler, Zigana zirvelerinden geçerken Karadeniz’i görmüşler ve zorlu bir yolculuktan sonra Trabzon’a varabilmişlerdi. Kuzey yamaçlarda hala Onbinlerin bakiyesi yığma taşlar mevcuttur.Zigana dağlarının hemen güneyinde Soğanlı dağları yer alır ve her iki dağ silsilesinin kuzey ve güneyi çok yoğun olarak yerleşim almış, pek çok manastır, kilise ve şapelin inşa edildiği bölgelerdir.

1800 metre irtifaya kadar yaz kış konaklanan köy yerleşimleri ve 1800 metre irtifadan sonra sadece yaz aylarında yarı göçebe olarak çıkılan yayla yerleşimleri bu iki dağ silsilesinin her iki yanında çokça mevcuttur.
Osmanlı tebaası Hıristiyanlar, Yunan menşeli olanlar, sonradan Hıristiyanlaşarak asimile olan Türk boyları ve çok daha önceden burada yaşayan ve yine Hıristiyanlaşma yoluyla asimilasyona uğrayan diğer Kafkas kavimleri, Fener Patrikhanesi’ne bağlı Ortodokslar oldukları için, İmparatorluğun Şarki Karadeniz topraklarında yaşamakta olanlar, Millet Sistemi* altında Rum olarak adlandırılmıştı. Osmanlı tebaası Rumların, yada Ermenilerden ayrı bir kiliseye tabi Hıristiyan Ortodoksların Trabzon bölgesinde en yoğun olarak yerleştiği yerler Zigana-Soğanlı dağ silsilesinin kuzey ve güney yamaçlarıydı. Bu yerleşimde kadim dönemlerden buyana kullanılmak olan antik yolların ve tarihi kervan yolu ile İpek Yolu’nun bir alt kolunun bölgeden geçiyor olmasının büyük etkisi vardır. Tarih boyunca ve özellikle, Bizans döneminde büyük önemlerine binaen Trabzon-Erzurum arasındaki ticaret yollarının etrafında pek çok yerleşim yeri kurulmuştu. Trabzon limanı tarih boyunca taşımacılıkta büyük önemi haiz olmuş ve bu önemini 19. yüzyıl başlarına kadar muhafaza etmiştir. Gümüşhane’de çıkartılan gümüş ve bakır madenleri Trabzon limanından İstanbul’a gönderilmekteydi. İran, Irak ve Hindistan’a giden ticaret yollarının başlangıç ve bitiş noktası yine Trabzon limanı idi. Tebriz’e giden kervan yolu ve İpek Yolu’nun alt kolu dahil olmak üzere; Trabzon’dan çıkan ticaret yolları Bizans döneminde ve daha öncesinde askeri bir üs konumunda olan Maçka ilçesine varmakta idi. Maçka’da ikiye ayrılan yolların, Zigana dağlarını geçerek Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum’a ulaşan kısmı kışlık güzergahtı.
Bahar ve yaz aylarında kullanılan yol ise; Meryemana deresini takip ederek Altındere Vadisine varan, Sumela Manastırı’nın önünden geçtikten sonra, Kulat Hanlarına ulaşan ve genellikle Krom antik kentinden geçerek Gümüşhane civarlarında diğer kışlık yol ile birleşen güzergahtı. Yüzyıllar boyunca bölge ticaretinde hayati değere sahip Trabzon limanına varan ve limandan başlayarak devam eden antik ticaret yolları, 1869 yılında Süveyş Kanalı’nın açılması ve daha sonraki yıllarda Samsun üzerinden yeni alternatif karayollarının hizmete girmesi ile önemini kaybetmiştir. Anthony Bryer; yüzyıllar boyunca tüm işgalcilerin ve tacirlerin Trabzon’un güneyinden, Pontus Kapıları’nı aşarak; Maçka ilçesinin yükseklerinden, Yazlık Köyü’nden geçmekte olan huni şeklindeki dar geçitten geçmek zorunda olduklarını, Marco Polo ve İspanyol seyyah Ruy Gonzales Clavijo’nun da bu yolları kullandığını kaydetmektedir. Yazlık Köyü’nün kuzey girişinde, yaz aylarında kullanılan antik ticaret yollarının güvenliğini sağlamak için inşa edilmiş tüm vadiye hakim bir gözetleme kulesinin kalıntıları bugün hala görülebilir durumdadır. Bryer’in Pontus Kapıları olarak isimlendirdiği yer Camiboğazı-Zigana geçidi arasında yer alan dağlık kesimdir. Fallmerayer de, 1840 yılında Manastır’a gerçekleştirmiş olduğu ziyarette kullanmış oldukları yolu tarif ederken; geçtikleri yerlerde vadi yamaçlarının çok dik, suların çok aşağılarda, ağaçların ve çalıların arasından süzülüşünü seyrederek yola devam ettiklerini, fakat dereden çok yüksekte bulundukları için çağıltı sesini duyamadıklarını söylemektedir. Yol tarifinden Fallmerayer’in de; Yazlık Köyü’nden geçip, Saveriksa Yaylası ile Altındere Köyü arasından devam ederek Sumela Manastırı’na ulaşan yolu kullandığı anlaşılmaktadır. Fallmerayer’in 1850’li yıllarda tasvir ettiği mezkur güzergah yöre yaşlılarının anlattığı antik kervan yolları ile birebir uyumludur. Fallmerayer’in vadinin aşağılarında akıyor dediği su, bölgedeki tüm küçük akarsuların toplanma mecra-ı olan Meryemana Deresi’dir ve gerçekten de, o günkü yol kalıntılarından bugün hala ağaçların arasından Meryemana Deresi’ni görmek mümkün iken, uzaklık dolayısıyla dere çağıltısının sesini duymak imkansızdır.
Fallmerayer’in vermekte olduğu bilgileri, Rusların Trabzon’u işgalleri esnasında 27 Ağustos 1996 tarihinde Sumela Manastırı’nı ziyaret etmiş olan Rus işgal komutanı S. P. Mintslov da teyit eder. Mintslov’un anlatımına göre; Trabzon’dan Sumela’ya gitmekte olan yol, oldukça sarp tepe ve yarganlardan, kayaların üzerinden geçerek Manastır’a ulaşmaktadır ve yarganların dibinde Meryemana Deresi çağıldayarak akmaktadır. Manastır yolu ve mülkleri hakkında benzer bilgiler işgal döneminde Trabzon’da yayınlanmış olan Rus Askeri Gazetesi, “Voenniy Listok”da da geçer.
Bilinen tarihi boyunca, Trabzon aktif kadim bir liman kenti idi. Trabzon’un eski çağlarda da aktif bir liman kenti olduğu, burada kesilmiş olan sikkelerin bir yüzünde Apollon başı ve diğer yüzünde de bir gemi burnu ile çapa bulunmasından anlaşılmaktadır. Kadim çağlarda, ticari öneminin yanında, Trabzon bir ikmal üssü olarak da öne çıkmaktaydı. Kayıtlar, Trabzon’un özellikle İran üzerinden gelmekte olan ticaret yolunun denize ulaştığı nokta olduğunu belirtmektedir. 13. yüzyılın ünlü seyyahı Marko Polo’nun verdiği bilgilere göre; Trabzon’dan hareket ederek, Maçka Gümüşhane arasındaki dağ zincirini geçmekte olan kervanlar; Kazvin, Nişabur ve Badahşan’a veya Kabil ve Gazne üzerinden Hint limanlarına ulaşmaktaydı. Yine bu tarihlerde Trabzon’dan başlayıp Bağdat’ta biten bir ticaret yolu mevcuttu ve Trabzon’dan Tebriz’e gitmekte olan kervanlar buraya yaklaşık 30-32 günde ulaşabiliyorlardı.
Fransız Şarkiyatçı Claude Cahen, “Osmanlı’dan Önce Anadolu’da Türkler” isimli çalışmasında; İran, Ermenistan ve Azerbaycan’dan geçen yada buralardan yola çıkan kervanların genellikle Erzurum’a ve Trabzon’a kadar gelerek, Trabzon limanından mallarını deniz yoluyla gönderdiklerini söylemektedir. İbrahim Tellioğlu ise; “Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler” isimli eserinde; en eski çağlarda bile Gümüşhane-Bayburt yöresindeki maden yataklarının bu bölgenin önemini artırdığını, bu bölgede çok eski çağlardan buyana yerleşime müsait yüzün üzerinde doğal mağara bulunduğunu kaydetmektedir. W. Eleroy Curtis ise, “Karadeniz Etrafında” adlı eserinde; Trabzon sınırları içerisindeki kısmının aynı zamanda Onbinlerin Dönüş yolunda kullandığı güzergah olan Trabzon-Tebriz-Tahran arasındaki kervan yolunun yüzyıllar boyunca çok iyi şekilde korunduğunu, deve kervanlarının ortalama 1380 kilometre (860 mil) uzunluğundaki mesafeyi gidiş-dönüş yaklaşık altmış günde gidebildiklerini ve 19. yüzyılın başlarında bu yoldan yıllık yirmi bin devenin geçerek yük taşıdığını kaydetmektedir. E. Lord Weeks de, “Karadeniz’den İran’a ve Hindistan’a” adlı eserinde; Trabzon-Erzurum-Tebriz arasındaki kervan yolunun bitiş noktasının Trabzon limanı olduğunu ve bu yolun dünyadaki en eski kervan yolu rotası olduğundan şüphesi olmadığını, kervanların çoğunlukla gündüz dinlenip, gece yolculuk yaptığını söylemektedir.
Ortaçağın en büyük seyyahlarından İbn-i Battuta ise; 14. yüzyılın ilk yarısındaki seyahatinde, Trabzon kervan yolunun ana geçiş güzergahı üzerinde yer alan ve o dönemde Kadı Burhaneddin idaresi altında olan Gümüşhane hakkında; gümüş madenlerinin bulunduğunu, nüfusunun çok, Irak ve Şam yöresinden tüccarların gelip gittiği bir yer olduğunu söyleyerek çok daha erken tarihlerde Tellioğlu ve Cahen ile birlikte diğer seyyahların verdiği bilgileri teyit etmektedir. Mezkur ticaret yolu kullanılarak Erzurum’dan Trabzon’a ulaşılabilmesi için mevsimine göre ileriki sayfalarda ayrıntıları ile bahsedilecek olan rotalar kullanılmak durumunda idi. Soğanlı dağlarının kuzey yamaçları yeşil ve muhteşem çam ormanları ile kaplı iken, Gümüşhane tarafındaki güney yamaçlar daha kıraçtır ve bu bölgedeki karstik kayaç yapısına bağlı olarak Tellioğlu’nun da söylediği gibi çokça mağara vardır. Gümüşhane tarafından gelen yazlık ve kışlık rotaların Trabzon’a ulaşmak için Maçka’dan geçmesi gerekmektedir. Özellikle yaz ve bahar aylarında kullanılan ve Krom, İstavri, İmer-Kulat bağlantısına sahip rota Sumela Manastırı’nın güneyinde yer alan karşı yamaçlardan devam ederek, 15. yüzyıl Osmanlı Tahrir Defter* kayıtlarında Sameruksa olarak geçenKöy’den, bugünkü kullanımı ile Altındere Köyü ile Saveriksa yaylasının arasındaki geniş otlak alanlarından geçmekte idi.
İmparatorluk, Tahrir Defterlerindeki rakam ve bilgiler; Fatih döneminde bir Türk Denizi haline getirilen Karadeniz’in, 16. yüzyıldaki en önemli limanlarından bir tanesi olan Trabzon limanının çok büyük ticari ve askeri öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Trabzon limanı üç yıllığına kiraya verilirken, Tahrir Defterlerinde belirtilerek limana konulan kira bedeli, Trabzon limanının önemini ve hareketliliğini ortaya koymaktadır. 15. ve 16. yüzyıl Tahrir, İcmal ve Sicil kayıtları Trabzon şehrinde karayoluyla yapılan ticaret hakkında önemli rakamsal bilgiler içerir.


*KTÜ Tarih Bölümü Doktora Öğrencisi
Ksenophon Anabasis, Onbinlerin Dönüşü, Çeviren; Tanju Gökçöl, İkinci Baskı, Sosyal Yayınlar, Ankara, 1998, s. 144.

* Millet Sistemi: Osmanlı İmparatorluğu’nun fethettiği topraklarda bulunan zimmiler olarak da bilinen Kitap Ehlinin, hukuk ve himaye bahşedici bir ahit ile İslam devletinin idaresi altına alındığı teşkilat, bir hukuki sözleşmedir. Millet sistemi, kavim ve dil temelli aidiyete değil, dini ve cemaat temelli aidiyete dayanmaktaydı. Bu sayede fethedilen pek çok yerde dağınık halde yaşayan birbirine düşman kavimlerin tek cemaat atında toplanarak dini inanışlarını serbestçe yaşamaları sağlanmıştır. İmparatorluk güçlü iken mükemmel işleyen sistem, 1789 Fransız Devrimi ve sonrasındaki milliyetçilik akımları neticesinde İmparatorluğun aleyhine olmuş, yüzyıllar içinde millet sistemi altında örgütlenmiş olan tebaalar, İmparatorluğun çözülme ve dağılmasını hızlandırmıştır. Millet Sistemi ve Osmanlı Aile yapısı hakkında daha fazla bilgi için Bkz. İlber Ortaylı, Osmanlı Toplumunda Aile, 5. Baskı, Pan Yayıncılık,İstanbul, 2002. s. 7-16.

Anthony Bryer vd. The Post-Byzantine Monuments of the Pontos, A Source Book, Ashgate Variourum Collected Studies Series: CS707, UK,  2002. Bölüm 1,  s. ix.

F.İ. Uspenski, Trabzon Tarihi, Kuruluşundan Fethine Kadar, Çeviren; Enver Uzun, Eser Ofset Matbaacılık, Trabzon 2003, s. 99.  

Hüseyin Albayrak vd. Trabzon Yıllığı 97, Yayın No: 52, Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları, Trabzon, 1997, s. 86.

Necmettin Aygün, Onsekizinci Yüzyılda Trabzon’da Ticaret, Serander Yayınları, Trabzon, 2005, s. 119.

Bryer vd., a.g.e., s. ix.

A.g.e., s. ix.

Jakob Philip Fallmerayer, Doğu’dan Fragmanlar, Çeviren Hüseyin Salihoğlu, 1. Baskı, İmge Kitabevi, İstanbul, 2002, s. 121.

Enver Uzun, Rus İşgal Komutanı S. P. Mintslov’un Trabzon Günlüğü, 1. Baskı, Eser Ofset Matbaacılık, Trabzon, 2008. s.76.

Enver Uzun, İşgal Yıllarında (1916-19179 Trabzon’da Rus Askeri Gazetesi Voenniy Listok, Eser Ofset Matbaacılık, Trabzon, 2008, s. 23-25.

Collette Estin, Helene Laporte, Yunan ve Roma Mitolojisi, Çeviren; Musa Eran, 24. Baskı, Tübitak Yayınları, Ankara, 2007, s. 104. 

Hanefi Bostan, XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadi Hayat, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2002, s. 372.

Bostan, a.g.e., s. 373.

Claude Cahen, Osmanlılar’dan Önce Anadolu’da Türkler, E Yayınları, 3. Baskı, İstanbul 1994, s. 166.

İbrahim Tellioğlu, Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler, 2. Baskı, Serander Yayınları, Trabzon 2007, s. 4, 6.

William Eleroy Curtis, Araound The Black Sea-Armenia, Caucasus, Circassia, Daghestan, The Crimea, Roumania, Hodder & Stoughton, New York, b.t.y., s. 46-47.

Edwin Lord Weeks, From The Black Sea Through Persia and India, Harper & Brothers Publishers, New York, 1896, s. 2. 

İbn-i Batuta, Tuhfetü’n-nazar fi Araibü’l-emsar ve ‘acaibü’l-esfar Seyahatname-i İbn-i Battuta, Çeviren; Mehmet Şerif, İstanbul, 1333, s. 328.

* Osmanlı İmparatorluğu’nun, fethettiği ülkelerin arazisini tescil, toprağın mülkiyeti ile kullanım biçimini ve vergi oranlarını saptamak için düzenli olarak tutulan kayıtlara tahrir denmekteydi. Tahrirlerin, otuz yılda bir yenilenmesi kanundu.  İmparatorluğun idare hayatında bölge bölge yazılan nüfus ve arazi tahrirleri çok büyük bir itina ve dikkat ile yapılırdı. Tüm mali, ekonomik durum ve teşkilat yapısı bu kayıtlara göre gerçekleştirilmekteydi. Tam kapsamlı olarak hazırlanan tahrir defterlerine İcmal Defteri denmekte idi. Bilgi için Bkz.  M. Tayyib Gökbilgin, “XVI. Yüzyıl  Başlarında Trabzon Livası ve Doğu Karadeniz Bölgesi” Belleten, Cilt XXVI, Sayı: 102, TTK Yayını, Ankara, Nisan 1962, s. 295.

Mehmed Neşri, Kitab-ı Cihan-Nüma, Neşri Tarihi, II. Cilt, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1995, s. 826-827. 

Bostan, a.g.e., s.376.

 

 
 
 
 
©
TÜRKİYE
 
 
LİVERA FM
 
 
SİTE YÖNETİMİ
 
İletişim
Ziyaretçi Defteri
Livera Forum
Web Hizmetleri
Site Yönetim Duyurular
Admin
DJ Girişi
 
YAZLIK KÖYÜ
 
Köy Muhtarı
Livera Haberler
Düğün Haberleri
Ölüm Haberleri
Livera Tel. Rehberi
Medyada Livera
Livera Spor
 
YAZLIK KÖYÜ DERNEĞİ
     
 
Başkan
Dernek Yönetim Kurulu
Eski Yönetim
Dernek Üyelik Formu
Dernek Üyeleri
Dernek Duyuruları
 
FOTOĞRAF & VİDEO
 
Fotoğraflar
Videolar
 
 
SİZLERDEN GELENLER
Fotoğraflar
Videolar
Yazılar
 
LİVERA YAZILARI
 
KÖŞE YAZILARI
...
Bize Her Yer Trabzon
Arada Bir
Anılar
Şiirler
Konuk Yazarlar
 
SPONSORLARIMIZ
 
.
 
 
 
.
 
.
 
 
©2006 YAZLIK KÖYÜ Sitesinin tüm hakları saklıdır.
Design by m.uzun