HER SAYFA YENİLENMESİNDE BAŞLIK LOGOSU DEĞİŞMEKTEDİR.
Yazlık Köyü (Livera) >>>
MURTEZA BAŞLAR
 
İYİKİ VARSIN İLYAS KARAGÖZ

                     İlyas amcanın Liverada yaşayan sülaleler araştırmasından önce, göç eden-ettirilen Hıristiyan komşuların Rum olduklarını sanıyordum. Hâlbuki Türkmen asıllı imişler. Bu Türkmenlerin dilleri Rumca dinleri Hıristiyan idi. Bu tarihi gerçeklikten yola çıkarak kendimin de kesin olarak Türk asıllı olduğumu öğrendim. Çok mu önemlidir? Hayır. Çok önemli değildir. Vecoğlu Mustafa dedem ister Rum olsun ister Türk{mekânı cennet olsun} ,ben çocuk yaşta iken öldü. Sadece bir kere gece geç vakitlerde, yatak kavgasından insanları bıktırmış olmalıyım ki o mübarek Mugar elleriyle başıma hızlıca vurdu. Bundan başka ne azarını işittim nede başka bir kötülüğünü gördüm. Dedemin ana dili Rumca idi. Erişkin olduktan sonra, zaman zaman baba tarafımın Rum asıllı olduğunu düşünmüşümdür. Ana tarafımın Adana, Hatay tarafından gelme Türkmen boylarından{fettah oğullarından}olduğunu öğrenmiştim.{kaynak dayımın oğlu Ziya Canerin araştırmaları}
                      Öğretmen olduktan sonra Türkiye'nin çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaparken; Çepnilerin, Avşar türkmenlerinin, ermenilerin, çerkezlerin, gürcülerin, abazaların, arnavutların, boşnakların, çingenelerin, yörük Türkmenlerinin{aslı, kara ve sarı keçili Türkmen aşiretleri} köylerinde, Antalya’da Kürt nüfusun yoğun olduğu gecekondu mahallelerinde yaşadım. Komşuluk yaptım. Dostluklarım da oldu. Düşmanlıklarımda. Komünistlerin içinde oldum, uzun süre kaldım. İsmail Bilenin mesai arkadaşı Boz Mehmet’le{Mehmet bozoğlu} tanıştım, sohbet ettim. İsmail Bilen ile ilgili tekel fabrikasındaki ortak anılarını anlattı. Zevkle dinledim. Haydar Kutlu ve Nihat Sargınla salonun kapısında tanıştım. Ayaküzeri sohbet ettim. {EĞİTİM-İŞ sendikasının 1.inci genel kurulunda}.1987 yılında legal öğretmen sendikacılığı yaparken ülkücülerle yollarımız kesişti. Onlarla hep birlikte omuz omuza-yan yana sendikal mücadelede çalışmalarında bulundum. Antalya Yörük şöleninde rahmetli Alpaslan Türkeş Beyle ve o zamanın Irak Türkmen cephesi lideriyle{sanıyorum ismi ramazandı.}tanıştım. Antalya sahillerinde Yukarı Karabağ’da savaşmış Azeri bir binbaşıyla, İngiliz Hıristiyan misyonerlerle,Deliorman dağlarında Sırp kasabıyla savaşan UÇK kahramanlarıyla tanıştım.Geceleri geç vakitler ayaküzeri olsa bile.Bulgaristan halk ve özgürlükler hareketi mensuplarıyla tanışıp konuştum.Sadık Ahmet ile bir panele katılıp konuştum.Ve Türkiye den daha niceleriyle.Hayatım boyunca makstan,leninden,hitlerden,politzerden.eflatundan,taoizmden,tanilliden,stalinden,m.akiften,buhariden {hadisler}, ilamdan-diğer Türk yazarlardan,petrofskiden,makarenkodan,gorkiden,gorbaçovdan vb. vb. vb.... 4-5 çuval kitap okudum.Dergiler ve gazeteler hariç.Yaza-yaza, özümseye-özümseye.OKUDUM.
                      Şimdi diyeceksiniz ki durup dururken vecoğun murteza bunları niye yazdı. Belkide bu adam{Yusuf bulut hocamın bir arkadaşı için kullandığı deyimiyle} tam bir şizofren. Uydurup-uydurup yalan yanlış yazıyor. Benim hakkımda dostlarımın ne düşündüğünü önemserim. Diğer yakın veya uzak komşularımın değerlendirmeleri kendilerini ilgilendirir.  U M U R U M D A  D E Ğ İ L  .Ben 60 yaşına BİR ay kalmış hayatımla, hiçbir zaman beynime ve düşüncelerime ipotek koymadım. Başkalarının{ideolojilerin veya kişilerin}koyacağı ipotekleride retettim. Kabul etmedim. Özgür bir beyinle yaşadım, halada öyle yaşıyorum.{HZ. Allah insan beynini öyle mükemmel yaratmıştır ki beyin faaliyetlerinin hiçbirini dışarıdakiler göremez ve bilemez. Şükürler olsun}.Ve kendimi -bir hiç- olarak tanımlıyorum. Sayın Liveralılar murteza,  Liveralı murteza gerçek midir? G E R C E K T İ R. siz ona bakın. Ve -yeni pontuscularla- ilgili aşağıda yazacağım değerlendirmelerimi ve tespitlerimi isterseniz okuyunuz.
                        1-Trabzon şehri MÖ.7000{yedibin}yıllarında oluşmaya başladı.Araştımacıların bulgularına göre orta asyadan gelen TİRABEN{okuduğum trabzonun tarihi adlı kitapta TRABİEN-{trab türkleri}olarak geçiyor.}} isimli TURAN ırkına mensup bir kavim ve aynı soydan oldukları benimsenen, yerli sakinleri ELİZON'larla birlikte oluşturulmuş şehir haline getirilmiştir.Tirabenler kona-göçe ortaasyadan,Elizonlar kona-göçe sinop tarafından, daha sonraları TRABZON olarak isimlendierdikleri bölgeye gelmişler ve birlikte yaşamışlardır.Bu göçlerin amacı, klan biçiminde yaşayan bu kavimlerin daha uygun iklim şartları ve daha bol ve iyi tabiat{doğa} ürünleri bulmak olmalıdır.{MK.Atatürk'te TÜRK tanımlamasında MÖ.yedibin yıl öncesinden bahsetmektedir.}
                        2-Milattan 7000 yıl öncesine tarih gözüyle bakarsak, ne roma, ne bizans, ne iskender, nede pontus vardı.Hiçbiri bilinen isimleriyle mevcut değildi.
                        3-Pontuslar,pontus devletini milattan önce 302 yılında- PERS-kökenli 1.MİTHRİADES liderliğinde amasya merkezli olarak kurmuşlardır.Trabzon MÖ.280 tarihinde pontus devletine bağlandı.Pontusların roma ve bizansla herhangi bir belirleyici bağlantısı bulunmamakla birlikte, dilleri de persçeye daha yakın bir dil idi.YUNANCAYIDA BİLMEZLERDİ.Pontus devleti ise 226 yılında Makedonyalı BÜYÜK İSKENDER tarafından dağıtıldı ve tarih sahnesinden silindi.Ve pontuslular,sırasıyla pers,bizans, yunan,osmanlı,vb..vb....anadoluda kurulup,işlevini tamamladıktan sonra kaybolan diğer devletlerin kültürü tarafından doğal asimilasyona uğradı ve yok oldu.
                        4-İlk Trabzon devleti kıpçakların bir bölümü olan kumanlara mensup kuman beyi KAMON tarafından kuruldu.Kitabımı 12 eylülde imha ettiğim için tarihini veremeyeceğim.Ancak,trabzon MÖ.280 tarihinde 1.Mitheriadesin pontus devletine bağlandığına göre, daha önce kurulmuş olması gerekmez mi?
                        5-Trabzona ilk gelen yunanlı ise MÖ.400 yılında KSNOFON adlı bir gezgin-askerdir.Ksnofon trabzona geldiğinde trabzon kalesindeki taşlara bakarak isim verdiğini dikkate alırsak, demekki ondan önce trabzonda bir kale,kurulmuş bir şehir ve devlet vardı.Buda KIPÇAKLARIN kurduğu TRABZON DEVLETİ olmalıdır.Anlaşılıyorki MÖ. 400 {dört yüz} yılından önce,trabzon bölgesinde yaşayan sakinlerinin rumlukla,yunanlılıkla,pontuslukla,bizanslılıkla hiçbir ilişkileri bulunmamaktadır. Yani trabzonun ilk ve bilinen asıl sakinleri,TURAN ırkından gelen TİRABENLER-ELİZONLAR-KIPCAKLAR vb,vb.TÜRK boylarıdır.Bunlar bizim atalarımızdır.Trabzonun asıl sahibi biziz.Trabzon aslen bizimdir.
                        6-Trabzon RUM İMPARATORLUĞU ise 1204 yılında kurulmuş olup,1461 tarihinde FATİH SULTAN MEHMET tarafından varlığına son verilmiştir.Yani TRABZON asıl sahibine kavuşmuştur.Bu işgaller sürecinde egemen olan kavim-devletler birbirlerinin doğal asimilasyonuna uğramışlardır. Trabzonun yerlileri{yani bizim atalarımızın dili,dini,gelenekleri birbirine karışıp asimile olmuştur.}MK.ATATÜRK önderliğindeki kurtuluş savaşının kazanılmasıyla da 1204 yılında gelenler ve kurtuluş savaşında kuvvai-milliyeye karşı, çarlık rusyasının yanında EMPERYALİST işbirlikçısi konumunda olanlar,yani pontuslulardan kalanlar değil,trabzon rum imparatorluğundan arta kalanlar, doğu karadeniz bölgesini terk etmişlerdir.Gitmelerinin sebebi,farklı ırktan,dinden,kültürden olmaları değil,yeni kurulmakta olan TC.DEVLETİ'ni yok etmek için, yedi düvel{devlet} emperyalistlerin yanında kuvvai-milliyeye karşı savaşmış olmalarındadır.Zaten kendileri de bu saatten sonra kalmak istememişlerdir.Venizolosla yapılan anlaşmalar gereği,zor kullanılmadan Trabzonu terk etmişlerdir.Aynı farklı dine ve millete mensup insanlar,İstanbul dahil, Türkiyenin çeşitli yerlerinde halen yaşamını sürdürmektedirler. Bu arada kurunun yanında yaş ta yanmıştır,mümkündür.Olabilir.Savaş bu.Çocuk oyuncağı değil.Kellesini almak istediğiniz insanları,yenemeyince sizin kellenizi alırlar.Bundan daha büyük adalet olur mu. 
                        7-YENİ PONTUSÇULURA GELİNCE:
                        A-Yeni pontuscular aslında,pontuslu değil,Bizanslı bile değil ROMALIDIR.Rum demek- ROMA vatandaşı- demektir.{bizanssın kuruluşunu internetten inceleyiniz.}.YUNANLIDIR.Kendilerinin yunanlı olduğunu söyleyememelerinin nedenini kendilerine sormak lazım;Ancak belki de uluslar arası bir hukuksal durumla, Yuananistanın TC.devletinin iç işlerine karışması gibi bir durumla,  karşılaşılacağı için, kendilerini inkar etme durumuna düştüler.Yeni pontusçuların bu çalışmaları,yunanistanın derin devletinin çalışmalarıdır.{17 kasım örgütünün çalışmalarını inceleyebilirsiniz}.Gelenler ve gelecek olanlara hoş geldiniz.Ancak;liveralı bir gencin söylediği gibi BİZLER NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE DİYORUZ, SİZ, NE DİYORSUNUZ?demek lazım gelir.Liveradan göç edenler,İlyas amcanın tesbitlerine göre türk soyludurlar onlar bu gerçeği kabul ediyorlar mı? HAYIR.Bizler de bu duruma göre vaziyet almak zorundayız.
                         Yeri gelmişken,size 1970 li yıllarda şahit olduğum bir anıyı anlatmak isterim.<bir yaz günü,şerefin kahvesinde ön balkonda oturuyorum.Kapının girişinde solda birinci masada ise rahnetli NEŞAT GÜNAYDIN ile tanımadığım birisi bazan seslerini yükselterek konuşuyorlardı.Rahmetli MUSTAFAya sordum. Bu yabancı kimdir? bazan rumca ,bazan türkçe, ne konuşuyorlar? Mustafa bana yabancının-Mustafa İncenin evinin eski sahibi olduğunu,kendisinin de o evde doğduğunu, aslen kendisini  liveralı kabul ettiğini ve hak sahibi olduğunu iddia ediyor,herhalde dedi.> O zaman durum böyle gibi idi.Bu gün gelenlere yerinde ve zamanında -sırası gelince-kırmadan ,dökmeden- sormakta yarar var <bizim için açmadığınız dosyalarınız var mı?>.ONLAR; varsa bile,  böyle bir niyetlerinin olmadığını söylerler.Ancak; vaziyetten, durum da anlaşılabilir..
                        B-Gerilla örgütleri {terör örgütleri}oluşturulacağında,iplerini elinde bulunduranlar ,önce toplumda var olan demokrasi uygulamaları kullanılarak -insancıl-humanist-eşitlikçi-farklılıklarının fark edilmesi yönünde, kültürel-sanatsal- demokratik faaliyetlerde bulunurlar.Nezamanki bu faaliyetlerle belirli bir kitle ve ses yakalarlar,kendi içlerinden kopardıkları bir gurupla, zoru ve silahlı probaganda ve örgütlenmeyi esas alan bir fraksiyon oluştururlar.Sizin ordunuz varsa bizimde gerillamız var demeye getirirler.Böylece devlete karşı silahlı ayaklanma başlatırlar.Demokrasi-insancıl-humanist-eşitlikçi {siyasi kanat} bu gerillaları kendi tabanına över.silahlı probagandayı özendirir,kamçılar,ölenlere şehit,kalanlara kahraman der.Onları, ölüm ve doğum tarihlerinde büyük gösterilerle anarak,yeniden ve devamlı silahlı örgütü beslerler.Terör örgütü, önce kendi taraftarına baskı -korku-sindirme politikaları uygulayarak onları korku temelinde birleştirir.Onları tek yönlü düşünecek duruma getirir.tek yönlü düşünmeyenin,canını alır.Daha sonra da, devletin ordusunu,yani ayrılıkçıları, demokrasi-İNSALCIL ve humanist yaklaşımlarında,onları koruyup,demokratik gelişmelerini güvence altına alan orduyu ve diğer güvenlik güçlerini,İŞGALCİ olarak nitelendirir. Uluslar arası DEVLETLERE - yasalara ve kavramlara baş vurup meşruiyet kazanmaya çalışırlar.Devletimizin sırada bekleyen düşmanları,devreye girer,böylece kendimizin humanizma-insanlık-eşitlik adına,zamanında beslediğimiz belayı,kucağımızda buluruz.Bundan sonra da ayıkla pirincin taşını.AYIKLAYABİLİRSEN
                               C- Türkiyede PKK nın önce,demokratik iklim ve şartlardan yararlanılarak,hümanist kapsamda kültürel ve siyasi şartları oluşturuldu.Bu oluşum leninin ulusların kendi kaderlarini tayın etme ilkesine dayandırıldı.Bu oluşum,1976 senesinde aylık KİTLE DERGİSİNİN 29.sayısında bir yazıyla başladı.Daha sonraları TKP.KOTRÖLÜNDE DDKD-DHKD-RİZGARİ vebemzeri şimdi hatırlayamadığım dernekler kuruldu.Bu siyasi oluşumların amacı KÜRDİSTAN diye tanımlanan bölgede devrimci bir ayaklanmayla bağımsızlık kazanıp,bölgeyi SBKP ÖNDERLİĞİNDEKİ emperyalist RUSYAYA bağlamaktı.Yani bir emperyalist boyunduruktan çıkıp ,diğer devletçi emperyalist bloka girmekten başka birşey değildi.Hem türklerle kürtler,bin yıllardır beraber yaşamanın getirdiği kaynaşmayla TEK MİLLET olmuştu bile.Fiilen bu insanları ayırmak bugün de mümkün değildir.Ayrışma durumunda yüzbinlerce aileyi parçalamak zorunda kalırsınız.İşte bunun içİndirki FİİLEN AYRIŞMANIN İMKANI KALMAMIŞTIR.
                                       Zaten ayrışmaya gerek te yoktur.Kurulmak istenen sosyalist bir devlet olduğu için;bu oluşumun ırkla herhangi bir ilgisi de yoktu .Ta..başından  itibaren yoktu. Çünkü;ırklar sadece butür devrimler için kullanılmıştır.Tarih sayfalarına bakınız.Sosyalizm de tarihsel işlevini tamamlayıp hakkın rahmetine kavuştuğu için.Ölünün arkasından konuşulmaz,ayıptır.Onun için bu konuda konuşmayacağım.
                               Gelelim yukarıda değindiğim PKK meselesine; demokratik örgütlerle devrim olamayacağı için.Silahlı örgüt olarak ta bu hareketin askeri örgütlenmesi olan,bütün ayrılıkçı derneklerin işbirliğiyle silahlı probagandayı ve ayaklanmayı amaç edinmiş -PARTİYA GARGEREN KÜRDİSTAN {PKK.}kuruldu.Bu terör örgütünün bağlantılarını açıklamanın yeri olmadığı için onlardan söz etmeyeceğim.
                               Bizim YENİ PONTUSÇULAR da bu tür bir örgütlenmenin başlangıcındadırlar.PKK gibi önce dernekleşmeye çalışıyorlar.Arkasından nelerin gelebileceğini yukarıdaki parakkafta belirttim.
                               Bazan karadenizin internet sitelerine giriyorum.Oralarda PEYAMAAZADİ.COM sitesinde pontos sorunu kışkırtılırken TOPAL OSMANA-MUSTAFA KEMALE-KUVVAİ MİLİYEYE hakaretler yağdırılıyor.Kılıçları bellerinde pontus gerillalarının reklamları yapılıyor.Bunu yapanlar bilmelidirlerki:BİZ bu memlekete; {NUH TUFANINDAN SONRA ÖNCE HAZAR DENİZİNİN GÜNEYİNDEN VE KUZEYİNDEN ALTAY DAĞLARININ ETEKLERİNE, YERLEŞTİKTEN SONRA, soyumuzun adına TÜRK dedik.-<tarih bilinmiyor>.-ORADAN DA ANADOLUYA, MİLATTAN 7000 YIL ÖNCE yerleştik.Ordularımızla 1071 tarihinde gelip işgal ettik.BURALARI YURT EDİNDİKB İ Z  tirabenlerin-elizonların-kıpçakların-göktürklerin-atillanın-alpaslanın--selçukluların-osmanlıların- ve ATATÜRK'ÜN evlatlarıyız.Atalarımızın hepsiyle onur ve gurur duyuyoruz.Hemşehrilerimiz  YAVUZ SULTAN SELİM ve oğlu  KANUNİ SULTAN SÜLEYMANIN kılıçlarını saklıyoruz.Onlar, dünyanın ilk antiempryalist kahramanı ATATÜKÜN dürbününün yanıbaşında duruyorlar.Yeni pontusçular yazdıklarımı tehdit olarak algılıyorlarsa, TEHDİTTİR.Akıllarını başlarına devşirsinler.
                               Sayın liveralı komşularım! bu yazımdaki amacım,yeni pontuscuların şapkalarını çıkartıp kellerini göstermek idi.Görebilecek gözü olanlara faydalı olduğum kanısındayım.Sağlıkla ve esnliklerle kalınız.Hazırlayan :VECOĞUN  MURTEZA.  19-mayıs-2010-çarşamba.
              Kaynaklar:1-Eğitişim dergisi  Prof.dr.  Metin Karaörs
                            2-Geçmişte trabzon.  M.Nihat Malkoç
                            3-ŞARL TEKSİYE nin Ksenofon ile ilgili araştırmaları
                            4-Kuranı kerim'in nuh ve hut sürelerti.
                            5-İnternet ten  TURAN ırkının araştırmaları. 

 

Yazan Murteza BAŞLAR
 
 
©
TÜRKİYE
 
 
LİVERA FM
 
 
SİTE YÖNETİMİ
 
İletişim
Ziyaretçi Defteri
Livera Forum
Web Hizmetleri
Site Yönetim Duyurular
Admin
DJ Girişi
 
YAZLIK KÖYÜ
 
Köy Muhtarı
Livera Haberler
Düğün Haberleri
Ölüm Haberleri
Livera Tel. Rehberi
Medyada Livera
Livera Spor
 
YAZLIK KÖYÜ DERNEĞİ
     
 
Başkan
Dernek Yönetim Kurulu
Eski Yönetim
Dernek Üyelik Formu
Dernek Üyeleri
Dernek Duyuruları
 
FOTOĞRAF & VİDEO
 
Fotoğraflar
Videolar
 
 
SİZLERDEN GELENLER
Fotoğraflar
Videolar
Yazılar
 
LİVERA YAZILARI
 
KÖŞE YAZILARI
...
Bize Her Yer Trabzon
Arada Bir
Anılar
Şiirler
Konuk Yazarlar
 
SPONSORLARIMIZ
 
.
 
 
 
.
 
.
 
 
©2006 YAZLIK KÖYÜ Sitesinin tüm hakları saklıdır.
Design by m.uzun